Bir Transfer Yöntemi Olarak: Futbolcu Kaçırma

Herkese yeniden merhaba! Şampiyonlar, küme düşenler, kümede kalanlar, gol kralları derken yorucu bir sezonu daha geride bıraktık. Her ne kadar bu uzun ara kimsenin hoşuna gitmese de, belki şampiyonluklardan daha fazla konuşulacak olan transferlerin yapılacak olduğu transfer döneminin içerisindeyiz. ”X geldi, y sağlık kontrollerinden geçti, z hava limanında coşkuyla karşılandı” gibi onlarca manşet veya haber bulabilirsiniz. Daha fazla ücret için anlaştığı kulüp yerine başka kulübe gidenleri de, kefen giyerim ….’nın formasını giymem diyenleri de, her gittiğim kulüpte ”Ben zaten çocukluğumdan beri bu takımın taraftarıyım” diyenleri de hep birlikte izledik ve gördük. İlginç ve bir o kadar da eğlenceli olan bu transfer sezonlarında bakalım daha nelerle karşılaşacağız.

Futbolcuların alınıp satılan birer meta olarak görüldüğü henüz ”Bosman Kuralı”nın olmadığı dönemde kulüpler arasında çok meşhur olan bir transfer yöntemi: ”Futbolcu Kaçırma”. Artık günümüzde rastlamasak da bir zamanlar çokça başvurulan yöntemlerden bir tanesiydi. Bugün de, o dönemin çok konuşulan futbolcularından olan Hasan Vezir’in hikayesini anlatmak istiyorum.

88/89 sezonu Fenerbahçe’nin 103 gol ve 93 puanla şampiyon olarak bu alanda tekrar edilmesi zor bir başarıyı yakaladığı sezon olarak tarihe geçmiştir. Fenerbahçe o dönemde elde ettiği ”En fazla puanla şampiyon olan takım” unvanını hala korumaktadır. Galatasaray ise 87/88 sezonunda 90 puanla elde ettiği ”En fazla puanla şampiyon olan takım” unvanını ezeli rakibine kaptırmış ve ligi de 69 puanla, liderin 24 puan gerisinde 3. sırada tamamlamıştır. Bu kötü geçen sezonun ardında bir sonraki sezon için daha güçlü ve iddialı kadro kurma çabası içerisine gireceklerdir.

Hepimiz Hasan Vezir’i; 3 Mayıs 1989 yılında Ali Sami Yen’de oynanan Türkiye Kupası Çeyrek Final rövanş maçında Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısında 3-0’dan 3-4 kazandığı maçta yaptığı hat-trick ile tanıyoruz. O sezon başında Rizespor’dan Fener’e kiralık olarak gelen Hasan, 31 maçta 18 gole katkıda bulunmuştur.

Fenerbahçe için sezon tam anlamıyla bitmemişti. Çünkü daha önlerinde Beşiktaş ile oynayacakları Türkiye Kupası finali vardı. Sene sonunda mukavelesi bitecek olan Hasan Fenerbahçe ile yeni sözleşme için görüşmeye başlamıştı. Galatasaray ise Hasan’a neredeyse Fenerbahçe’nin teklif ettiği ücretin iki katını teklif etmişti. Hasan Vezir bir röportajında dönemin Fenerbahçe Futbol Şube Sorumlusu Metin Aşık’ın ”Hasan biz sana o ücretleri veremeyiz, kim verirse oraya gitmekte özgürsün” dediğini ifade ediyor. Hasan, bunun üzerine dönemin Galatasaraylı yöneticisi Ergun Gürsoy ile Küçükyalı’da görüşmeyi kabul etmiş. İşte olanlar bundan sonra oluyor. Taraflar her konuda anlaşıyor , Hasan ”2 gün sonra Beşiktaş ile final maçım var, o maçtan sonra geleyim”diyor . Daha sonra Ergun Gürsoy Hasan Vezir’e abine söyle biz seni bırakırız diyerek abisini göndermesini söylüyor. Ardından Hasan, Ergun Başkan ve beraberindekiler dönüş için arabaya bindikleri sırada Ergun Gürsoy ” Bu iş bizim için namus meselesi oldu seni kaçırıyoruz” diyerek yola çıkıyorlar. Hasan her ne kadar bu durumu istemese de ”Biz de söz namustur” dese de engel olamıyor. Önce rahmetli başkan Özhan Canaydın’ın Bursa’da ki fabrikasına daha sonra da Fethiye’de bir eve götürüp geceyi orada geçiriyorlar. Ertesi sabah da medya temsilcileri çağırılarak göstermelik bir imzayla Hasan’ın Galatasaray’a transfer olduğu açıklanıyor. Ancak başarılı oyuncu bu süreçten sonra gerek medya tarafından gerekse taraftarlardan yıllar sürecek bir baskıya maruz kalmıştır.

Bu trajikomik hikaye iki ezeli rakip arasında hem saha içinde hem de saha dışında ne kadar büyük rekabet içerisinde olduklarını gözler önüne seriyor.

Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler!

Takipte kalın 🙂

MERHABA !

Öncelikle herkese merhaba. Uzun düşünceler sonucunda bir şeyler karalayabileceğimi düşünerek bu blogu açmaya karar verdim. Şu an için çok hevesliyim ama umarım bu hevesim saman alevi değildir. Bir şeyleri yazarak anlatmak yerine, konuşarak anlatmayı daha fazla seviyor olsam da henüz kendimi görsel veya işitsel basın için hazır hissetmediğimden dolayı bu mecrada başlamamın daha uygun olduğu kanaatindeyim.

Kendimle ilgili ufak bir girizgah yaptıktan sonra bu blogda neler olacak ondan biraz bahsedeyim. Öncelikle herhangi bir kulübü savunma, partizanlık yapmak gibi amaçlar gütmüyorum. Her kulübün yer aldığı, her kulübü ilgilendiren yazılarla karşınızda olmayı planlıyorum. İçerik anlamında kendime bir çerçeve belirlemedim, kendimi sınırlamak da istemiyorum. Ancak, malumunuz yaz aylarındayız ve transfer sezonu da bir hayli yoğun geçiyor. Sizlere burada transfer haberleri verecek değilim,öyle bir donanıma sahip de değilim zaten. Ama güzel yazıların bizleri beklediğini söyleyebilirim. Transferler, stadyumlar, teknik direktörler, kısacası futbolun içerisinde yer alan tüm aktörlerle ilgili ilginç, komik, trajikomik, şaşırtıcı birçok yazıya ulaşabileceksiniz.

Lafı çok uzatmayayım, önümüzde ki günlerde tekrar görüşmek dileğiyle.

Takipte kalın 🙂

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın